Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tuzsuz koruk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Başrolde Glitter Fever

Evet uzun zamandır yazamadım. Biliyorum. Tatsız işlerle uğraştım bir süre diyebilirim. Ancak son zamanlarda favori ürünüm beni birden yazmaya itti. Sevgili Loreal’in Glitter Fever’ı… Mavi özellikle koyu mavi ve ışıltı tutkunlarının vazgeçilmezi olacak bir eyeliner.  Son günlerde makyaj alışkanlığımı özetlemem gerekirse klasik güneş koruyucu ve kaş belirginleştirme işlemlerimden sonra gözaltı kapatıcısı, göz kapağına bir sabitleyici ki bu eyelinerın başarısını görmek için çok önemli, ardından nude tonlarda bir far ve Glitter Fever…  Maskara ile Glitter Fever’ın muhteşem rengini daha da ortaya çıkardıktan sonra bitti gitti.  Sadece bir eyeliner nasıl yüzünüze canlılık katar bilmiyorum ama sanırım sırrı hafif parıltılarında. İnternetten uygulanmasına ilişkin çok bir örnek görmek mümkün değil. Ama genel olarak siyah eyelinerın üzerine yardımcı oyuncu modunda uygulanmış. Oysa bence başrol bizzat onun.  Görüldüğü gibi ben normal eyeliner ...

Mirror Effect’in gizli kahramanı

Mara Kozmetik’in   Mirror Effect’i   bir çok kadın gibi bende de bağımlılık yarattı. Serinin şu ana kadar 3 rengini denedim ama bordo bakır gerçekten inanılmaz.   Mara Kozmetik’in özel renk logosuyla ürettiği   ojeyi   iki rengin karışımından ziyade bordoya bakır efekti eklenmiş gibi düşünebilirsiniz.   Evet renk de seri de çok çok güzel… Ancak benim kullandığım bordo bakır ve Mirror Effect’in diğer renklerinde de ortak bir sorun yaşadım. Eminim sizin de başınıza gelmiştir. Oje o harika tonuna rağmen asla tırnakta pürüzsüz durmuyor. Ne yaparsam yapayım istediğim görüntüyü yakalayamıyordum. Üstelik yapısındaki yoğunluktan dolayı asetonla çıkarmak oldukça zor… İşte bu noktada ‘base coat’un kilit rolde olduğunu öğrendim.   Mirror Effect’i sürmeden önce soyulabilir alt katman olarak görev yapan Peel   Off base coat kesinlikle uygulanmalı.   Base coat sürdükten sonra 5 dakika kuruması bekleyin, ardından ojeyi sürün.  Ben...

Saç bakımında unuttuğumuz etken 'fırça'

Bütün kadınlar için saçları, evet çok önemlidir ve saç bakımı için bir kadının belki denemeyeceği şey yoktur.   Saçımızı boyarız bir süre sonra, fön, düzleştirici, maşanın da etkisiyle artık saçlarımız asla eskisi gibi olmaz. Eski canlı günlerine dönmesi için bakım maskeleri , yağlar, türlü türlü şampuanlar alırız. Evet hepsi yapılması ereken şeyler…   Ancak   bir noktayı sanırım genelde atlıyoruz.   Saç fırçası… En azından kendi adıma ben ki, saç fırçasının önemi hep bilen biri olarak yaşadığım bu deneyim karşısında şaşırdım. Yaklaşık 7 belki 8 yıl önce saçlarımı ne yaparsam yapayım tarayamıyordum. Hatta meşhur   saç bakım spreyleri olmadan bir tarak darbesi bile vurmak imkansızdı. Derken   The Body Shop’tan bambu bir fırça aldım. İnanılır gibi değildi. Saçlarım kolayca taranmıştı. Üstelik saç bakım spreyi sıkmadan…   Yıllar içinde sevgili fırçam benimle her yere geldi. Tabii ki zaman içinde fırçam eskidi, dişleri dökülmeye başladı...

Yaz mevsiminin assolisti halhal

Bu yaz vazgeçemediğim aksesuar kesinlikle halhal… Aslında geçtiğimiz yaz uzun zaman sonra eski popüler günlerini yakalayan halhal bu yaz da kadınların vazgeçilmez aksesuarlarından biri... Konuyu her ne kadar halhaldan açmış olsam da Erer Gümüş’ten aldığım birkaç üründen bahsetmek istiyorum.    Bir süredir sarı renkli takılara takmış durumdayım. Ancak bir türlü o tatlı altın renginde gümüş takılar bulamamaktan müzdariptim. Bugüne kadar aldığım sarı renkli gümüş takı ne varsa ya iade ettim, ya da evde öylece durdu. Özellikle internetten alışveriş yapanlar bilir ki aldığınız harika görünümlü takı, size ulaştığında tam bir kabusa dönebilir.    Hatta bunlar tanıdık markalar olsa bile… Yapılan 'photoshop’larla ürün öyle tanınmaz haldedir ki, size ulaştığında başka bir şey görürsünüz.  B üyük hevesle ele alıp da açtığım paketten çıkan abartılı sarı tonlardaki takıları iade etmekten gerçekten bıkmıştım.  Gelen ürünler o kadar baskın bir sarı tonunda...

Hayat kurtaran Mary Lou Manizer

Nostaljik tasarımları kadar kaliteli ürünleriyle de gönüllerimize taht kuran The Balm’ın sanırım en muhteşem ürünlerinden biri sevgili highlighterım Mary Lou Manizer…  Kendisiyle tanışmamdan bu yana başka bir aydınlatıcıya hiç ihtiyaç duymadım.   Onu bu kadar harika yapan özellikleri kadife gibi akışkan yapısı,   içindeki o tatlı ışıltılar ve aşırı kalıcı olmasıyla birlikte asla bitmemesi. Öyle ki söz konusu ürünü alalı 1 yıl olmasına rağmen ancak bu kadar azaldı. Sanki kutunun altından bittikçe Mary Lou çıkıyor.   Diğer taraftan içindeki ışıltılar o kadar ölçülü ve yerinde ki doğal görünüm sevenler için biçilmiş kaftan.   Aydınlatıcıların pek çok kullanım alanı olsa da ben Mary Lou’yu en çok göz pınarlarıma birer tık ve burnumun ucundan yukarı doğru yine hafif bir fırça darbesi olarak kullanmayı seviyorum. Yüzünüzde bu iki dokunuşla   bir anda oluşan canlanma inanılmaz… Bir de bir  CC krem ya da BB kremle yaptığım günlük makya...

Tuzsuz koruk da nedir?

'Tuzsuz koruğun anlamı nedir?' Diyenleri duyar gibiyim… Açıkçası Ege taraflarından özellikle Ayvalık’tan olmayanların duyduğunu pek sanmıyorum. Bizim oralarda ‘Sabırsız asmanın tuzsuz koruğu’ diye bir deyim vardır ve aceleci, sabırsız insanlar için kullanılır. Ailemin yıllardır bana dediği  sabırsız asmanın tuzsuz koruğunu eşim ilk duyduğundan beri çok sevdi. Çünkü ona göre de ben baya aceleci ve panik biriyim. Ancak o bunu kendince özelleştirdi.  Sabırsız yaprak, sabırsız koruk, tuzsuz koruk, gibi…  Çevremde bana yakın olanların iyi bildiği gibi yeni bir şey keşfettiğimde hemen anlatmayı ve paylaşmayı çok severim. İşte buradan hareketle tuzsuz koruk ortaya çıktı. Paylaşımlarımı okurken umarım keyif alırsınız. Sevgiler…