Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Doğal'ım Deokrem... Ter kokusuna başka bir boyut katın

Her deodorant sürüşümde aklımdan şu geçer 'acaba ne kadar doğru bir şey yapıyorum?' Yıllar önce benimle aynı yaş döneminde olanlar belki hatırlar. Deodorantların zararlı olabileceği ilk olarak ürünlerin üzerine yazılan 'ozon tabakasına zarar vermez' ibaresiyle düşündürüldü bize. Son yıllarda hepimizin bildiği üzere paraben sorunu çıktı karşımıza. İşin ilginç yanı dünyanın gidişatı gibi deodorantın zararı da bireyselleşti. Önce hava sistemimize doğaya zarar veren deodorant, artık zararları bakımından birey sağlığına odaklı.  Evet artık çoğu deodorantta paraben yok. Hatta bir çok üründe 'paraben yoktur' ifadesi gözümüze sokuluyor. Ancak bu ne kadar sağlıklı? Acaba parabensiz ifadesini kullanabilmek için hangi kimyasalları ekliyorlar? Kimi çevrelerin iddia ettiği gibi acaba parabensiz ürünler kozmetik devlerine yeni bir pazar yaratmak için mi ortaya çıktı? İnsan düşünmeden edemiyor. Her iki durumda da parabenli ya da parabenin eksikliğini kapa...

Gümüş takı sevenler işte Cassette...

Mağaza çalışanlarından biri yanıma gelip 'Ürünlere öyle bir itinayla bakıyorsunuz ki sanki hepsi paha biçilemez takılar gibi...' dedi. Bu ilginç olay Cassette markasının Bağdat Caddesi şubesinde başıma geldi. Canımın içi sevgili blogger arkadaşım Yeliz'in Keşifleri ile yaptığımız bir alışveriş keşfinde Yelizcim beni Cassette mağazasına götürdü. Her şey o kadar tarzıma uygundu ki aynen mağaza görevlisinin dediği gibi ürünleri ince ince inceledim. Güneş gözlügü, çanta gibi ürünlerin de olduğu mağazada benim gözüm hep takılardaydı. Gümüş olmaları, tasarımları beni benden aldı. Bir süredir kafamda olan tarzda bir çok ürünü aynı yerde görünce tabii öyle bakarım. Bizim gittiğimiz sırada mağazada indirim vardı. Özellikle kasanın önündeki kutuda insanların çok da dikkat etmedikleri noktadan çıkan güzelliklere ise inanamazsınız. Eğer Cassette'ye uğrarsanız kasa önündeki bölüme göz atmadan mağazadan çıkmayın. Cassette markasını bilmeyenler internet sitelerinden fikir edine...

Başrolde Glitter Fever

Evet uzun zamandır yazamadım. Biliyorum. Tatsız işlerle uğraştım bir süre diyebilirim. Ancak son zamanlarda favori ürünüm beni birden yazmaya itti. Sevgili Loreal’in Glitter Fever’ı… Mavi özellikle koyu mavi ve ışıltı tutkunlarının vazgeçilmezi olacak bir eyeliner.  Son günlerde makyaj alışkanlığımı özetlemem gerekirse klasik güneş koruyucu ve kaş belirginleştirme işlemlerimden sonra gözaltı kapatıcısı, göz kapağına bir sabitleyici ki bu eyelinerın başarısını görmek için çok önemli, ardından nude tonlarda bir far ve Glitter Fever…  Maskara ile Glitter Fever’ın muhteşem rengini daha da ortaya çıkardıktan sonra bitti gitti.  Sadece bir eyeliner nasıl yüzünüze canlılık katar bilmiyorum ama sanırım sırrı hafif parıltılarında. İnternetten uygulanmasına ilişkin çok bir örnek görmek mümkün değil. Ama genel olarak siyah eyelinerın üzerine yardımcı oyuncu modunda uygulanmış. Oysa bence başrol bizzat onun.  Görüldüğü gibi ben normal eyeliner ...

Mirror Effect’in gizli kahramanı

Mara Kozmetik’in   Mirror Effect’i   bir çok kadın gibi bende de bağımlılık yarattı. Serinin şu ana kadar 3 rengini denedim ama bordo bakır gerçekten inanılmaz.   Mara Kozmetik’in özel renk logosuyla ürettiği   ojeyi   iki rengin karışımından ziyade bordoya bakır efekti eklenmiş gibi düşünebilirsiniz.   Evet renk de seri de çok çok güzel… Ancak benim kullandığım bordo bakır ve Mirror Effect’in diğer renklerinde de ortak bir sorun yaşadım. Eminim sizin de başınıza gelmiştir. Oje o harika tonuna rağmen asla tırnakta pürüzsüz durmuyor. Ne yaparsam yapayım istediğim görüntüyü yakalayamıyordum. Üstelik yapısındaki yoğunluktan dolayı asetonla çıkarmak oldukça zor… İşte bu noktada ‘base coat’un kilit rolde olduğunu öğrendim.   Mirror Effect’i sürmeden önce soyulabilir alt katman olarak görev yapan Peel   Off base coat kesinlikle uygulanmalı.   Base coat sürdükten sonra 5 dakika kuruması bekleyin, ardından ojeyi sürün.  Ben...

Saç bakımında unuttuğumuz etken 'fırça'

Bütün kadınlar için saçları, evet çok önemlidir ve saç bakımı için bir kadının belki denemeyeceği şey yoktur.   Saçımızı boyarız bir süre sonra, fön, düzleştirici, maşanın da etkisiyle artık saçlarımız asla eskisi gibi olmaz. Eski canlı günlerine dönmesi için bakım maskeleri , yağlar, türlü türlü şampuanlar alırız. Evet hepsi yapılması ereken şeyler…   Ancak   bir noktayı sanırım genelde atlıyoruz.   Saç fırçası… En azından kendi adıma ben ki, saç fırçasının önemi hep bilen biri olarak yaşadığım bu deneyim karşısında şaşırdım. Yaklaşık 7 belki 8 yıl önce saçlarımı ne yaparsam yapayım tarayamıyordum. Hatta meşhur   saç bakım spreyleri olmadan bir tarak darbesi bile vurmak imkansızdı. Derken   The Body Shop’tan bambu bir fırça aldım. İnanılır gibi değildi. Saçlarım kolayca taranmıştı. Üstelik saç bakım spreyi sıkmadan…   Yıllar içinde sevgili fırçam benimle her yere geldi. Tabii ki zaman içinde fırçam eskidi, dişleri dökülmeye başladı...

Yaz mevsiminin assolisti halhal

Bu yaz vazgeçemediğim aksesuar kesinlikle halhal… Aslında geçtiğimiz yaz uzun zaman sonra eski popüler günlerini yakalayan halhal bu yaz da kadınların vazgeçilmez aksesuarlarından biri... Konuyu her ne kadar halhaldan açmış olsam da Erer Gümüş’ten aldığım birkaç üründen bahsetmek istiyorum.    Bir süredir sarı renkli takılara takmış durumdayım. Ancak bir türlü o tatlı altın renginde gümüş takılar bulamamaktan müzdariptim. Bugüne kadar aldığım sarı renkli gümüş takı ne varsa ya iade ettim, ya da evde öylece durdu. Özellikle internetten alışveriş yapanlar bilir ki aldığınız harika görünümlü takı, size ulaştığında tam bir kabusa dönebilir.    Hatta bunlar tanıdık markalar olsa bile… Yapılan 'photoshop’larla ürün öyle tanınmaz haldedir ki, size ulaştığında başka bir şey görürsünüz.  B üyük hevesle ele alıp da açtığım paketten çıkan abartılı sarı tonlardaki takıları iade etmekten gerçekten bıkmıştım.  Gelen ürünler o kadar baskın bir sarı tonunda...

BC Oil Miracle gerçekten mucize...

Çoğu kadın gibi benim de saçlarımla başım belada... Hatta her kadın gibi diyebiliriz. Evet çok seviyorum saçlarımı ama bir türlü şu kuruluğuna çare bulamıyorum. 2 yıl önce saçıma yaptırdığım ombre ve üzerine çok sevdiğim dalgalı saç modeli için sürekli uyguladığım maşa beni bugünlere getirdi. Saçım uzadı gitti, şu an ombrenin o harika sarı tonlarından eser kalmadı. Ancak saçımın yarısı sanki ölü gibi kupkuru... Bir umutla saçımı tamamen kumral tonlarına bile boyattım. Maşayı bir ara bıraktım şu an en aza indirgedim. Ancak gel gelelim tam toparlıyor derken, başa sarıyoruz. Kullandığım saç maskeleri ise saçımı ağırlaştırıyor. Öyle ki saçımı yıkayıp maske yaptıktan sonra kurutma kısmına geçtiğim an inanın abartmıyorum yaklaşık yarım saat - 40 dakika saç kurutuyorum. Sanki kuruturken ıslak yerle bir türlü kurumuyor. İlginç bir nemli gibi kalıyor. Bununla tam ters orantılı olarak da taramaya kalktığımda hem baya zorluyor hem de saçımın yarısı kupkuru. Bu tuhaf ikilemde sanırım bu kez ...